
Bir otel bu kadar mı sevilir???
Konsept olarak 5 yıldızlı oteller ve tatil köyleri bizi açmaz, tatillerde butik otel, pansiyon, küçük otel tadında yerleri seçeriz. Her şey dahil sistem tatil köyleri, bir sürü yüzme havuzu, restoran, bir yerden bir yere ulaşımın güçlüğü, yemeklerin kalitesi gibi nedenlerle tatil köyü diyince derhal "kaç kaç kaç" deriz.
Bu kez bayram tatili için, son gün karar verdik, biletlerimizi aldık ve dedik ki Antalya'ya gidelim.
Aslında benim hiç niyetim yoktu, malum 6 aylık hamileleyim, havaalanlarında domuz gribi olurum diye korkuyordum ve tabi ki çok üşeniyordum. Neyse sonuçta ben de ikna oldum ve Antalya'da Hillside Su Otel'e rezervasyon yaptırdım.
Bizi havaalanında karşıladılar, hiç rötarsız otele girdiğim anda bu otelin hastası olacağımı anladım.
Tam benlik bir tasarım, her yer bembeyaz, nefis bir lobi...
Gitmeden resimlere bakmıştım tabi, ama o ortamda bulununca daha da çok sevdim.
Bir kere personel süper kaliteli, herkes güleyüzlü, yardımsever ve saygılı. Ufak bir otel olduğu için hangi restoranda yesek ki stresi yok.
Spa'sı çok huzurlu, masaj yaptırdıktan sonra bembeyaz uzanma koltuklarında harika bitki çayları yudumluyorsunuz.
Hava da nefisti, 29 Kasım itibariyle denize girdim.
Odalar desen bambaşka, hiç lüks yok ama süper tasarım, son derece sade, ışıklandırma harika, 3 tarafı ayna.
Çocuklu aileler oldukça fazlaydı ama ortamdaki huzurdan mıdır nedir çocuklar pek sakindi.
Hiç istemeyerek gittiğim bir tatilden dönerken "umarım tekrar gelebilirim" düşüneceleriyle otelden ayrıldım.
Kısacası, sevgiliniz varsa, sevgiliniz yoksa, evliyseniz, çocuğunuz varsa yani her durumda bu oteli görmenizi tavsiye ederim.